Başkirler diğer bir çok halk gibi İslamı kabul etmeden önce pagan dinlerine inanırlardı. Doğanın gücü ve olaylarına tanrısal nitelik vermek, totemizm eski başkirlerin geleneksel özellikleri idi. 922 yılında Başkortostan’ı ziyaret eden ünlü Arap seyyah Ahmed ibn-Fadlan Başkirlerin 12 tanrıya inandıklarını yazmıştır. Başkirlerin inanışına göre bu tanrılar mevsimleri, hava durumunu, insanları, hayatı ve ölümü idare ederlerdi. Seyyah notlarında «bir grubun yılanlara, diğer bir grubun balıklara, başka bir grubun ise turnalara taptıklarını gördük» diye yazmaktadır. Başkir masallarında tüm hayvanların yaratıcısı olarak çok sık ayıyı görürüz.
Başkir halk aposunda kadın Güneş, erkek ise Ay şeklinde karşımıza çıkar. Efsanelerden birinde Ay yakışıklı bir yiğit olarak anlatılır, bu kahraman insanlara yukarıdan acıyarak bakmaktadır. Bir kız delikanlıya bakakalır ve aşık olur. O da ona karşılık verir ve sonuçta biraraya gelirler. Başka bir hikaye daha mevcuttur. Zuhra adlı yetim acı kaderinden yakınmaktadır, üvey anasının her gece su almaya gönderdiğini söylemektedir. Ay ona acır ve kızı yanına alır.
Eski başkirler rüzgarları, fırtına ve kasırgaları yılana benzeyen korkunç canavarlar olarak kabul ederlerdi. Dağların, ormanların, suyun koruyucusu olan ruhların varlığına inanırlardı.
Diğer Türk halkları gibi başkirler de müstakil varoluşa ve ruhun ölümsüzlüğüne inanırlardı. İnanışa göre insan uyurken ruhu geçici olarak bedenini terk eder, bu nedenle insanı dikkatle uyandırmak gerekir ki ruhu bedene geri dönebilsin.
Başkirlerin doğaya olan hassas yaklaşımına ulusal bayram ‘Yaz Narduganı’ şahitlik eder. Bayram günlerinde vahşi hayvanları avlamak, hayvan kesmek, balık yakalamak, kuş avlamak, ağaç ve ot kesmek yasaktı. Geleneğe göre göllere sıcak ve hasatı iyi bir yaz umuduyla çiçekler atılırdı.
Başkirler doğdukları toprağın mucizevi güçlerine inanırlardı. Uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkarken yanına bir avuç toprak alma alışkanlığı bugün de görülmektedir. Halk arasında «kimin toprağı varsa onun yiyeceği de vardır, kimin yiyeceği varsa gücü de vardır»; «topraktan kopan rüzgarda savrulur » gibi atasözleri vardır. Can suyu ile dolu toprağın kutsal güce sahip olduğuna inanılırdı.
Kaynak: turkish.ruvr.ru










