• İçerik Kategorilerimiz

  • Anket

    Kazakistan'da "renkli devrim" olma ihtimali var mı?

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • ankara web tasarim

    “Nazarbayev Avrasyacılığı”

    5 Haziran 2012

    Kazakistan Cumhuriyeti Büyükelçiliği ile Ankara Üniversitesi Rektörlüğü işbirliğinde, “Kazakistan Dış Politikası ve Avrasya” paneli 30 Mayıs’ta Ankara’da yapıldı. Ankara ve Bilkent üniversitelerinden katılan öğretim elemanları ilgi çekici sunumlar yaptılar. Biz de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erel Tellal “Nazarbayev Avrasyacılığı, Bilkent Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Ali Karasar “Kazakistan Dış Politikasında Orta Asya Bütünleşmesi tebliğlerinden kısaca alıntıları okuyucularımıza sunmak istedik.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erel Tellal “Nazarbayev Avrasyacılığı” konulu tebliğ sundu.

    Tebliğinde Avrasyacılık kavramının farklı tanımlarını anlatan Tellal “Avrasyacılık esas itibariyle 20’nci yüzyılın başında Çarlık Rusya’sında, kimlik sorunsalı bağlamında ortaya çıkan bir kavramdır. Biz kimiz? Ortodoks muyuz, batılı mıyız, gibi sorular çerçevesinde tartışılmıştır.

    Ancak, günümüzdeki anlamı daha farklıdır. Bugün tartıştığımız Avrasyacılık kavramı SSCB dağıldıktan sonra ortaya çıktı. Esas itibariyle, batılılaşma, çağdaşlaşma olarak tanımlanabilir. Batı uygarlığının insan hakları, liberalizm, demokrasi gibi kavramlarını benimsemektedir. Ancak, aynı zamanda, içinde batının sömürgeci ve müdahaleci tavrına karşı duruşu, Avro-Atlantik egemenliğine karşıtlığı da barındırmaktadır.

    Avrasyacılar insan haklarına karşı değiller, ama, insan hakları kavramına dayanılarak başka ülkelerin iç işlerine karışılmasına karşılar.

    Avrasyacılık kavramı yere ve zamana göre farklı algılanabilmektedir. Rusya’daki, Kazakistan’daki ve Türkiye’deki Avrasyacılık kavramı birbirinden farklılıklar göstermektedir.

    Avrasyacı yaklaşım karma ekonomik modeli savunmaktadır. Stratejik ürün ve sektörlerde devlet egemenliğini esas almaktadır.

    Siyasette gelenekçidir. Kimliğine ve geçmişine sahip çıkmaktadır. Demokrasi anlayışı burjuvazi ve oligarşi tarafından yönlendirilen siyaset anlayışından çok, halkın yönetime doğrudan katılımını sağlamaya yönelik bir anlayıştır.

    Sosyal hayatta göçebe kültür ile yerleşik kültürün, kentli ile köylünün, doğu ile batının, İslam ile Ortodoksluğun diyalogunu, kaynaşmasını istemektedirler.

    Avrasyacılar insana değer vermektedir ama bireyci değildir. Kolektivist toplum içinde bireyin varlığını gerçekleştirebileceği düşünülmektedir.

    Avrasyacıların milliyetçilikleri etnik değil, bölgeseldir. Panslavizm, Panislamizm gibi ırk ve din temeline dayalı milliyetçiliğe karşıdır. Türklüğün bölgedeki varlığı ve Rusya’nın merkeziyetçiliği kabul edilmektedir.

    Belirtilen özellikleri taşıyan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in Avrasyacılığı, esas itibariyle, ekonomik temeller üzerine inşa edilmiş, bütünleşmeci bir Avrasyacılıktır.

    N. Nazarbayev’e göre, Kazakistan, Rusya ve Türkiye Avrasya’nın üç önemli ülkesidir. Bölgenin güvenliği ve kalkınması için çok kültürlü, çok dilli ve çok dinli bir bütünleşmenin sağlanması önemlidir.

    Burada, çok temel bir sorunu da belirtmek gerekir. Bu yine bir batı kavramı olan “sürdürülebilirlik”in sağlanmasıdır. N. Nazarbayev gibi büyük liderlerden sonra gelen devlet adamları, aynı siyaseti, aynı çizgiyi sürdüremeyebilir. Bu sorunun aşılması için toplumsal bilinç oluşturulması, Avrasyacı ekonomist, Avrasyacı hukukçu, Avrasyacı sosyolog gibi Avrasyacı nesiller yetiştirilmesi önemlidir” dedi.

    Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Çınar Özen “Kazakistan Avrasya bölgesinin çok önemli bir aktörü. Takip ettiği çok yönlü uluslararası siyaset ile bölgede ve dünyada söz sahibi bir ülke konumuna gelmiştir. Ancak, bölgeyi Orta Doğu gibi istikrarsız bir alana  dönüştürmek isteyen güçler olduğu, bazı uluslararası aktivitelerden anlaşılmaktadır.  Aşırıcılıktan kaçınan, uluslararası diyalog ve işbirliğini öne çıkaran, etnoslara ve farklı dinlere eşitlik ilkesi ile yaklaşan ve anayasal bir devlete dönüşmüş olan Kazakistan, bu art niyetli yaklaşımları başarıyla bertaraf etmiş görünmektedir” dedi.

    Bilkent Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Ali Karasar “Kazakistan Dış Politikasında Orta Asya Bütünleşmesi” konulu tebliğ sundu. Tebliğinde Türkiye, Rusya ve Kazakistan’ın tarihi süreç içindeki ilişkilerine ve Kazakistan değinen Karasar “Yaşadıkları büyük kırımlara rağmen Kazakların 20’nci yüzyılda büyük bir devlet olarak yeniden ortaya çıkması gerçekten bir mucize gibidir.

    1960-1986 yılları arasında Kazak Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Devlet Başkanı olan Dinmuhammed Kunayev; Oljas Süleymanov, Rahmankul Berdibayev, Mekemtas Mirzahmetov gibi milliyetçi Kazak aydınların takibe uğramadan, Kazak milli kültürü ve Kazak dili ile ilgili görüşlerini serbestçe anlatmalarına imkan vermiştir.

    SSCB dağıldıktan sonra, entegre ekonomik yapının sürdürülebilmesi ve ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için Kazakistan’ın

    önderliği ile Bağımsız Devletler Topluluğu ve Orta Asya Ekonomik İşbirliği Teşkilatı kurulmuştur. Geçen bu yirmi yıllık süre içinde BDT liderleri yüzlerce kez bir araya gelmiş, zirve toplantıları düzenlemiştir.

    Bu dönemde Avrupa ve ABD’de, bölgenin etnik ve dini temelli kanlı iç savaşlarla karşılaşacağına dair yazılar yayınlanmıştır. Aynı zamanda büyük bir güce dönüşen Taliban Afganistan’da kuzeye doğru ilerlemiştir.

    Ancak, N. Nazarbayev’in yoğun çalışmaları ile düzenlenen bu zirveler sayesinde, bu tehlikelerin önü alınmıştır.

    N. Nazarbayev bir demecinde “Eğer biz birbirimizle entegrasyonu tamamlayamaz ve bir üst seviyeye çıkaramaz isek, kolonici güçler tekrar bölgemize gelir ve yaşadığımız acıları bize tekrar yaşatır” diyerek Avrasyacılığın temelini açıklamıştır.

    Günümüzde, N. Nazarbayev’in inisiyatifleri ile Kazakistan Şanghay İşbirliği Örgütü’nde, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünde, Barış İçin İşbirliği Programı ile NATO’da, Bağımsız Devletler Topluluğu’nda, Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nda, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nda, Birleşmiş Milletler’de ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nda etkin faaliyet gösteren önemli bir devlet haline gelmiştir.

    Nazarbayev Avrasyacılığının temeli, bölgede ve dünyada barışın sağlanması, bağımsızlığın kuvvetlendirilmesi ve geri dönülemez hale getirilmesi olarak özetlenebilir” dedi.

    Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Kurt “20. Yılında Türkiye-Kazakistan İlişkileri” konulu tebliğ sundu. Ahmet Yesevi Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştığı yıllarda yaptığı gözlemleri anlatan Kurt “N. Nazarbayev gibi bir devlet adamının Kazakistan’ın başında bulunması, büyük bir şanstır. Yoksa 20 yıl gibi kısa bir zaman içinde Kazakistan içinde bulunduğu sorunları aşamaz, bugünkü gelişmiş konumuna gelemezdi.

    Kazakistan bağımsızlığını ilan ettikten sonra düzenlenen devlet töreninde, N. Nazarbayev çıplak ayakları ile yere serilmiş keçenin üzerinden yürüdü ve koltuğuna oturdu. Bu küçük bir ayrıntı gibi görülebilir. Ancak, çok önemlidir. Bu şekilde N. Nazarbayev, tüm dünyaya burası

    Kazak ülkesidir. Kazak geleneklerine uygun olarak, Kazak Han’larının bir devamı olarak, devlet başkanlığı makamına oturuyorum, mesajını verdi. Her zaman buna uygun davranıldığı için, Kazak devleti hızla devletini güçlendirdi, milli kültürünü ayağa kaldırdı” dedi.

    Kaynak: K. Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Basın Bülteni. Tebliğleri Bülten’e ekleyen Sayın Zafer Kibar’a teşekkürü borç biliyoruz.

    Yorum yapma kapalı.