Dünya ve Türkiye diplomatik tarihinde şimdiye kadar rastlanılmamış, koruması altında olduğu devletin bir polisinin alçakça kurşunlarıyla Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov kalleşçe arkadan vurulmak suretiyle 19.12.2016’da katledilmiştir. Mütevaziliği, beyefendiliği ve Türk-Rus ilişkilerinin en kırılgan dönemlerindeki sabır ve azmi ile tanıyan-tanımayan Türk-Rus ilişkileri ile ilgilenen herkesin takdirini ve sempatisini kazanan bir isim. Karlov’un hayatını yitirmesine sebep olan kurşunlar aynı zamanda son 300 yıldır başka güçlerin etkisiyle kırılgan seyirde ilerleyen Türk-Rus dostluğuna da sıkılmıştır aynı zamanda.
Güvenlik zaafiyetinin yanısıra günlerdir televizyon ve gazetelerde Halep’e ilişkin provokasyon kokan yayınların bu katliamda hiç suçu yok mudur? OHAL dolayısıyla en küçük çaplı gösteriye bile izin verilmeyen ülkemizde, Ankara ve İstanbul’da Rus temsilciliklerine gösteri amaçlı “yürütülen” kalabalıkların bu cinayette hiç suçu yok mudur? Çevik kuvvet mensubu katil kadar bu tür şahısların eline silah verip güvenliğimizi bu tür insanlara emanet edenlerin hiç suçu yok mudur Karlov’un katledilmesinde? Elinde rehinesi ve bir şarjör dışında kurşunu olmayan katilin yargılanabilmesi ve olayın ardındaki güçlerin ortaya çıkarılabilmesi için sağ ele geçirilmesi gerekirken katilin vurulup öldürülmesinde ısrar edenlerin hiç suçu yok mudur? Sorulması gereken sorular maalesef daha çook…
Türk-Rus dostluğunun bu katliam sonrası daha güçleneceğine, sağduyunun galebe çalacağına ve bu katliamın ardındaki gerçeklerin bir gün aydınlatılacağına inancımızı sürdürmek istiyor ve Karlov ailesine ve dost Rus halkına başsağlığı diliyoruz.
Türkkazak.com









