• İçerik Kategorilerimiz

  • Anket

    Kazakistan'da "renkli devrim" olma ihtimali var mı?

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • ankara web tasarim

    Rusya-Çin ittifakı tehlikede mi?

    5 Aralık 2013
    rusya-cin Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasının ardından Rusya, Kazakistan ve Belarus arasında kurulan Gümrük Birliği ve Avrasya’da entegrasyon arayışında Çin’in yeri ne olacak? Dünyanın Avrupa dışında kalan bölümü işte bu sorunun yanıtını

    arıyor!Türkiye’nin de zaman zaman dahil olabileceği sinyalini verdiği Şangay İşbirliği Örgütü’nün Rusya ile birlikte iki büyük ortağından biri olan Çin, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleriyle daha fazla yakınlaşabilir mi? Pekin, askeri alanda işbirliği yaptığı ortaklarıyla, siyasi alanda da işbirliğine gider mi? Rusya’nın kendi çevresindeki ülkelerle siyasi işbirliği arayışı, Pekin – Moskova hattında bir kopmaya neden olabilir mi?

    Entegrasyon belirsizliği; Çin kibarca reddedildi

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kazakistan ve Belarus Devletbaşkanları tarafından da destek gören, “Avrasya’da entegrasyon alanının genişletilmesi” planında uygulama belirsizliği sürüyor. 2010 yılında üç ülke arasında Gümrük Birliği’nin kurulmasından sonra, entegrasyon konusunda, bir fikir birliği vardı. Çin daha önce, Rusya başta olmak üzere Gümrük Birliği üyesi ülkelere Şangay kapsamında, Serbest Ticaret Bölgesi kurulmasını önermiş ancak, Rusya ve diğer ülkeler bu teklife sıcak yaklaşmamıştı.

    Rusya, Çin’in Şangay’da ekonomik olarak güçlenmesine itiraz etmezken, Pekin’le ilişkilerini güvenlik sorunları ekseninde ele alıyordu. Diğer ülkeler ise, başta altyapı ve enerji hizmetleri olmak üzere, Pekin’e kapıları açmıştı. Çin bu dönem boyunca, başarılı bir şekilde, Orta Asya’daki imkanları kullandı ve kendi toprakları içinde yer alan Sincan – Uygur Özerk Bölgesi gibi sorunlu bölgelerin gelişimi için kaynak buldu.

    Çin’in, Orta Asya’daki gücü sürekli olarak gelişirken, entegrasyon girişimleri de çoğunlukla başarısız oldu. Daha önce Kazakistan’ın başkenti Astana’da ilk adımı atılan Avrasya – Asya Ekonomik Birliği, formaliteden ileri gidemedi. Orta Asya’daki gerçek hareketlilik ve gelişme ivmesi Çin yatırımlarıyla sağlandı.

    Hiç kuşku yok ki, Orta Asya’daki gelişme, Rus – Çin çıkar dengesine bağlıydı. Uzun yıllar da bölgede genel bir Pekin – Moskova ittifakı sayesinde, yatırımlar ve ticaret alanı genişledi. Yani yerel, az gelişmiş ekonomilerin muazzam ve hızla büyüyen komşuya bağlı olması anlamına gelen; Çin bayrağı altında entegrasyon.

    Rus-Çin dengesi; Kim neden sorumlu?

    Rusya ve Çin ittifakı adı tam olarak konulmasa da uzmanlık alanlarına göre bölünmüştü. Moskova, geleneksel olarak güvenlikten sorumluyken, Pekin ekonomiyi sırtlamıştı.

    Rusya ve Çin açısından risklerin eşit olmadığı ise bu süreç boyunca görüldü. Rusya, Çin’e göre, daha fazla güvenlik sorunuyla karşı karşıyaydı; özellikle artan uyuşturucu trafiği, radikal İslamcı akımlar ve terör grupları, Orta Asya’dan Rusya’ya yönelirken, Moskova’nın başı kontrolsüz göç sonucu epey ağrıdı. Çin ise, bu sürede sadece Sincan bölgesinden kaynaklı sorunlar ve bazı enerji yollarının güvenliğiyle uğraştı.

    Evet, bugüne kadar, Orta Asya’daki Rusya – Çin stratejik ittifakının gidişatı böyleydi. Bugünlerde ise, belirsizlik durumunun bittiği söylenebilir. Moskova, kendisinin dizayn ettiği yeni bir model etrafında Avrasya’yı şekillendirmeye başladı. Tabi ki Rusya’nın bu girişimi çeşitli belirsizlikleri hala bünyesinde barındırıyor. Öncelikle, Rusya’nın önerdiği siyasi işbirliğinin kapsamı belli değil; birliğe Kazakistan ve Belarus’un dışında, Kırgızistan, Tacikistan, Ermenistan, Hindistan ve hatta Türkiye’nin bile katılma olasılığı var.

    Moskova’nın bu yaklaşımının Çin açısından nasıl karşılanacağı ise, merak konusu. Pekin’in, bölgesel çıkarlarının korunacağı yönündeki endişesi giderilse bile, böyle bir birliğe nasıl yaklaşacağı net değil. Dahası Çin hala, resmi bir yaklaşımı formüle etmiş değil.

    Asya kimin peşinden gidecek?

    Ancak, Çin’den bazı sinyaller geliyor. Çin Halk Cumhuriyeti Lideri Xi Jinping’in 7 eylülde Kazakistan’da yaptığı konuşmada, “Büyük İpek Yolu”nun yeniden canlandırılmasından söz etti.

    Çin lideri açıkça söylemese de; bu açıklaması Rus lider Putin’e bir cevap niteliğindeydi. Tüm Orta Asyayı kapsayacağı anlaşılan bu birlik projesi, şüphesiz, “Avrasya Birliği”nin alternatifi olarak görünüyor. Aslında Çin lideri, Eylül’de Kazakistan ve Özbekistan’ı ziyaret ederek, projenin startını da bir anlamda vermiş oldu. Xi Jinping bu ziyaretinde, Taşkent yönetimiyle 31 milyar tutarında, petrol – gaz ve altın anlaşması imzalamakla kalmadı; Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan ile, toplam değeri 60 milyar doları bulan pek çok işbirliği anlaşmasına da imza koydu.

    “Avrasya Birliği” ortaklığı bozar mı?

    Çin’in bu aktif tutumu, ülkedeki politika analistlerini epey heyecanlandırmışa benziyor. Şu anda, Çin’deki analistlerde iki temel yaklaşımdan söz edilebilir. Birincisi, Rusya’ya karşı eleştirel hatta zaman zaman sert yazılar var… Bu yazılarda Çin’in şu ana kadar ki Rusya ittifakının bir hata olduğu savunuluyor; Pekin’in, Moskova tarafından dışlanacağı iddia ediliyor. Bu analizlerdeki genel tema ise, 2015’e doğru Rusya’nın Avrasya Birliği hedefine yaklaşmasıyla, Çin’in Orta Asya’daki çıkarlarının tehlikeye girecek olması. Analistler, bu tehlikenin, Rus – Çin ilişkilerini derinden sarsabileceğini de savunuyorlar.

    Ancak, Rusya’nın Avrasya Birliği’ni kurmasını olumlulu bulanlar da var… Zayıf bir Rusya’nın, Çin’in ortağı olamayacağını savunan bazı analistler, ‘Vladimir Putin’in Avrasya projesinin başarısı Rusya’yı güçlendirir. Bu durum, Çin’in geçici kayıplarına neden olsa da uzun vadede, Orta Asya’daki gücümüz artar” diyorlar. Bu yaklaşımı savunanlar, Çin’in de Orta Asya’da benzer bir entegrasyon eğiliminde olduğuna işaret ederek, Çin – Güney Kore ve Japonya arasındaki işbirliği arayışına vurgu yapıyor ve Rusya gibi önemli bir ortağın bu süreçte karşılıklı fayda esasıyla kaybedilmemesi gerektiğine dikkat çekiyorlar.

    İkinci görüşün pozitif yönlerinin ağır bastığı aşikar; bu gerçekten de akla yatkın görünüyor. Şangay İşbirliği Örgütü açısından, Rusya’nın siyasi işbirliği arayışının, sağlıklı bir rekabet ortamı için itici bir güç olabileceği söylenebilir. Ancak yine de Avrasya Birliği ve Büyük İpek Yolu projesinin bölgedeki Rus-Çin ilişkilerinde bazı çelişkileri açığa çıkaracağı ortada! Öte yandan bölgesel güvenlik endişelerinin yükselmesi; örneğin Afganistan’dan yayılan terörizm, Çin’in “İpek Yolu” planını rafa kaldırmasına neden olabilir. Çin’in şu ana kadar Avrasya’da ekonomik projelerini sağlama almak için yaptığı askeri yatırımlarını riske atmayacağı da söylenebilir. Tüm bu yaklaşımlara paralel olarak Rus – Çin stratejik ortaklığı “orta yol” arayışı ve karşılıklı “geri adım”larla, bir süre daha dengede seyredebilir.

    Kaynak: www.turkish.ruvr.ru

    Yorum yapma kapalı.