• İçerik Kategorilerimiz

  • Anket

    Kazakistan'da "renkli devrim" olma ihtimali var mı?

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • ankara web tasarim

    Attila İlhan’ı Yitireli 8 Yıl Oldu

    11 Ekim 2013
    atila ilhan Büyük düşün adamı, şair, yazar ve senarist Attila İlhan’ı yitireli 8 yıl oldu. “Türk aydını dediğiniz kişi Batı’nın manevi ajanıdır”, “ Eğitim, savunma ve ekonomi milli olmalıdır, eğer olmazsa Sevr gelir”, “Türkiye’de basın Türk değildir”  diyen  İlhan, Türkiye’nin Batı’nın yörüngesinden çıkıp Avrasya ülkeleri ile bağımsız  politika izler bir yörüngeye oturmasını savunmaktaydı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ve

     küreselleşmenin tek hakim düşünce olduğu kanısı yaygınlaştığında “Avrasya’da Galiyef’in Hayaleti Dolaşmakta”  diyerek  Sovyetler’in az bilinen; fakat 3. dünya ülkelerine örnek olabilecek düşün tartışmalarını  Türkiye gündemine taşımıştı. Banu Avar’ın ölümünün 8. Yılında Attila İlhan için yazmış olduğu yazıyı ve İlhan’ın an gelir şiirini okuyucularımızla paylaşmak istedik;

    ATTİLÂ İLHAN’I ANLAMAK…

    O’na veda edişimizin 8. Yılında  Belgin Sarmaşık’ın derlediği  ‘Attilâ İlhan’a Mektuplar adlı kitabı yeniden okuyorum. Kitap,  Aziz Nesin’den Buket Uzuner’e, Özdemir İnce’den Murat Belge’ye, Doğan Hızlan’dan, Hilmi Yavuz’a; Kemal Sülker, Mehmet Ali Aybar, Orhan Kemal, Doğan Avcıoğlu, Niyazi Berkes’e kadar geniş bir yelpazede yeralan isimlerin Attilâ İlhan’a yazdığı mektuplara yerveriyor.

    1960’lar ile 80’ler arasında, 27 Mayıs dönemi ile 80 darbesi arasındaki 20 yıllık döneme ait bu mektuplar,  hem döneme, hem kişilere tanıklık ediyor.

    Bugün herbiri bilim kültür dünyamızda belli yere sahip bu kişilerin 12 Mart ile 12 Eylül arasında  İlhan’a yazdıkları bu mektupların,  sağlığında yayınlanmasını

    Attilâ ağabey şu sözlerle gerekçelendirmişti:

    “Önemli olan ‘aydın’ ve ‘sanatçı’nın hem fikirleri hem kendi kendisiyle ‘tutarlı’ olmasıdır…

    Mektupları, öteki tarafa gitmeden yayınlama sebebim, dünyadan el etek çekince, mektubu yazanların itiraz ya da düzeltme hakkının kalamayacak olması.. Mektubu alanın cevap hakkının da  ortadan kalkacağı…Aslolan ‘hayattır’ ama, hayatın ‘yansıtılması da bir o kadar önemli: ‘Riya payı’ nedir, o anlaşılır…”

    Mektuplar hem ‘riya payı’nı hem de  savrulan kimlikleri bugün daha çok gözler önüne seriyor.. Kimileri, sağlığında,  odasından çıkmazken, ölümünden birkaç sene sonra yalan yanlış iddialarla bülbül kesildiler. Odasında saatlerce otururken, aynı panellerde  konuşurken, aynı gazetelerde  dergilerde yazarken  eleştirilerini neden dillendirmediler, yazmadılar çizmediler, merak konusu..

    Bir kısmı, dönekliğin en üst mertebesine çıktılar, bir kısmı  iktidarların  canı ciğeri oldular, bazıları da bu milletin beynine ve gönlüne kazındılar..  Mektuplar  20 yıllık bir dönemde Türk “aydınlarının” kaydı. “Riya”nın ve kültürel yabancılaşmanın da.

    Bugün, farklı cephelerden artan  saldırı ve  karalama kampanyalarına maruz kalması, Attilâ İlhan’ın eserlerinin hala ne kadar  etkili olduğunun  kanıtı!.  O olacak olanları çok seneler önce yazmış, ölümünden sonra atıp tutacak olanların ruh hallerini de mektupların tanıklığında ortaya koymuştu.

    Onu kaybedeli 8 yıl oldu.

    Tv 8’deki mutad Salı   toplantılarından birinde, ‘kıskançlık’  ve ‘toplumsal dönüşüm’ içinde yoğrulan Türk aydınının ‘çıkmaz’larından sözetmişti..

    Çeşitli  akımların  Türkiye ‘şube’lerinin ve ‘tercüme ilerici’lerinin,   birbirlerine atıp tutmaktan öteye gidememesini,   halktan uçurumlarla ayrılmış  olmalarına bağlamıştı.. Yıllar ve yıllardır, birbirini  ‘ajan’, ‘polis’, ‘muhbir’, ‘Rusçu’ ‘Çinci’, ‘Batıcı’ olarak suçlayarak  vakit geçiren  zevatın,   halkla olan ilişkisinin  ne kadar “uzak” olduğuna dikkat çekmişti.

    Halk ile arasında uçurumlar olan bu vatanın ‘aydınları’ ,  Batılı düşünürlerin tuttuğu aynada kaybolmuşlar, ülkeleri için sentez oluşturamadıklarından bir türlü ‘yerli’ olamamışlar ve   birbirlerini “yiyerek”  ayrı bir tür olarak hayatlarını sürdürüp sona erdirmişlerdi. Halkına olabildiğince yabancı bir “tür” idi onlar.. Kendi küçük  dünyalarında halkla hiç temas etmeden yaşarlardı..

    Attilâ ağabeye göre ‘yüzyıldır  Türk aydınının havada konuşup havanda su dövmesi’nin nedeni  hareket noktasının yanlışlığıdır:

    “Bizde, HAREKET NOKTASI  ‘üretim gücü’  yani işçiler  olacağına  hep aydınlar olmuştur.  Onlar da ilericilikle batıcılığı karıştırdıklarından,  işçilerin ve halkın güveninden uzaktır!”

    Aydının ,  halkla,  işçi sınıfıyla buluşamadıkça,   ‘sonuç’ alınamayacağını  Atatürk’ün sözleriyle anlatmıştır:

    “Milletimizin, tarihini ruhunu ananelerini doğru sağlam dürüst bir bakışla görmeliyiz….Memleketi kurtarmak için, halk ve aydınların arasındaki ayrılık durdurulmalı, mutabakat sağlanmalıdır. Bunun için halkın biraz daha hızlı yürümesi, aydınların da çok hızlı gitmemesi gerekir. Lakin halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak, daha çok aydınlara düşen bir görevdir” M.K. Atatürk 20 Mart 1923

    İşte Attilâ İlhan bunu başarmıştı.   Şimdi sıra bizde.. Bu uzun bir süreç  ama sabırla onun gösterdiği yolda ilerleyeceğiz.

    Sevgi, saygı ve minnetle  Attilâ ağabeyimizi  anıyoruz..

    Bânû AVAR

    an gelir

    paldır küldür yıkılır bulutlar

    gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet

    o eski heyecan ölür

    an gelir biter muhabbet

    çalgılar susar heves kalmaz

    şatârâbân ölür

    şarabın gazabından kork

    çünkü fena kırmızıdır

    kan tutar / tutan ölür

    sokaklar kuşatılmış

    karakollar taranır

    yağmurda bir militan ölür

    an gelir

    ömrünün hırsızıdır

    her ölen pişman ölür

    hep yanlış anlaşılmıştır

    hayalleri yasaklanmış

    an gelir şimşek yalar

    masmavi dehşetiyle siyaset meydanını

    direkler çatırdar yalnızlıktan

    sehpada pir sultan ölür

    son umut kırılmıştır

    kaf dağı’nın ardındaki

    ne selam artık ne sabah

    kimseler bilmez nerdeler

    namlı masal sevdalıları

    evvel zaman içinde

    kalbur saman ölür

    kubbelerde uğuldar bâkî

    çeşmelerden akar sinan

    an gelir

    -lâ ilâhe illallah-

    kanunî süleyman ölür

    görünmez bir mezarlıktır zaman

    şairler dolaşır saf saf

    tenhalarında şiir söyleyerek

    kim duysa / korkudan ölür

    -tahrip gücü yüksek-

    saatlı bir bombadır patlar

    an gelir

    attilâ ilhan ölür

    Yorum yapma kapalı.