• İçerik Kategorilerimiz

  • Anket

    Kazakistan'da "renkli devrim" olma ihtimali var mı?

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • ankara web tasarim

    Türk Cumhuriyetlerinin Büyük Ağabeyi Dikkatle İzleniyor

    22 Ağustos 2013
    turçe konuşan ülkeler başkanları Türkiye’nin Türki cumhuriyetlerine yönelik politikasının, Ankara’yı yakından izleyen Moskova tarafından kabul edilemeyeceği ve iki devlet arasındaki anlaşmazlıkları arttıracağı öne sürüldü.
    Kazakistan’da yayın yapan

    Forbes.kz adlı sitede, geçen hafta Azerbaycan’da yapılan Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi 3. Zirvesi’ne ilişkin bir analiz yayımlandı. Kazak uzman Dosım Satpayev’in kaleme aldığı ve Rusya Analiz’de Kurtuluş Ali Yalçın tarafından çevrilerek yayımlanan “Türkler’in ağabeyi seni izliyor” adlı yazıda, Türkiye’nin, Kafkasya ve Orta Asya’da izlediği dış politika incelendi. Siyasi ve ekonomik adımlardan Türk liselerine ve Türk dizilerine kadar bir dizi konu ele alındı.

    Makalede şu ifadelere yer verildi

    Türkler’in ağabeyi seni izliyor

    Geçen hafta sonunda Azerbaycan’da, Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi 3. Zirvesi toplandı. Toplantı kulislerinde Türk dilinde konuşan ülkelerin birliği için aktif şekilde hareket eden ne Kazakistan ne de Azerbaycan’dı. Sovyetler Birliği sonrası bölgede etkinliğini arttırmaya çalışan Türkiye, Türk dilinde konuşan ülkelerin birliği için zirve sırasında kulis çalışmaları yaptı. Bu durum Moskova tarafından kabul edilecek gibi görünmüyor.

    Ankara Moskova’ya karşı

    Son yıllarda, Orta Asya coğrafyasında oynanan jeopolitik oyunlar ile ilgili birçok görüş dile getirilmiştir. Tabi ki, temelde bu jeopolitik oyunlardan bahsedilirken ABD, Rusya, AB ya da Çin gibi büyük ülkelerin adı geçmektedir. Bu ülkelerin dışında, bölge coğrafyasında bir ülkenin daha adını anabiliriz. Bu ülke, Türk dilinde konuşan ülkelerin birliği için yeni inisiyatifler üreten ve Orta Asya’daki enerji hattı projelerine dahil olmaya çalışan Türkiye’dir.

    Türkiye, SSCB’nin 1991 yılında yıkılmasından sonra Orta Asya’daki eski SSCB ülkelerinin bağımsızlığını tanıyan ve bu ülkeler ile diplomatik ilişkiler kuran ilk devletlerden biri olmuş; fakat Ankara bu politikasında önemli bir momenti göz önünde bulundurmamıştır. Bölgede etkinliğini arttırmak isteyen Türkiye, yeni bir ideolojik diktaya sıcak bakmayan yönetimleri hesaba katmamıştır. Sonuç olarak, Turgut Özal ve Süleyman Demirel tarafından yürütülen, aktif dış politika, Türkiye’nin bu bölgede sadece ekonomik olarak varlığını arttırmasına sebep oldu.

    Bazı uzmanlar, Türkiye’nin Türk dünyasının “Ağabeyi” olma hedefine dair kendisine yöneltilen suçlamalardan kaçmak için, Türk dünyasının lider ülkeleri rolüne, formel olarak Kazakistan ve Azerbaycan’ı öne sürdüğünü iddia etmektedirler. Bu uzmanların görüşlerini kabul edebiliriz. Özbekistan iktidarının Türkiye’yi muhalefete yardım etmekle suçlaması üzerine, iki ülke arasındaki ilişkiler soğumaya başladı. Bu durum, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un Türk Dili Konuşan Ülkeler Devlet Başkanları Konseyi Zirvelerini neden dikkate almadığını açıklamaktadır.

    Türkiye, 2009 yılında dış politikasında önemli değişiklikler yaparak, bazı bölgelerde daha aktif bir politika izlemeye başladı. Ankara, bölgede etkin bir devlet olma planlarını saklamayarak aralarında Suriye ve Mısır’ın da bulunduğu bazı ülkelerin iç politikasına aktif bir şekilde müdahale etmeye başladı.

    Türkiye’nin dış politikasında yaşanan bu değişim, Orta Asya’da da kendini göstermeye başladı. Daha önce kültürel ve insani yardım konularında projeler üreten Türkiye, 2010 yılında Türk Konseyi Genel Sekreteri Halil Akıncı’nın yaptığı, üye ülkelerin gümrük birliği kuracağı yönündeki açıklaması ile daha politik adımlar atmaya başladı.

    Kremlin hayalperestleri

    Türkiye’nin bölgede aktif bir dış politika izlemesi, bölgede Gümrük Birliği kozunu oynayan ve bu birliğe Ukrayna’yı da dâhil etmeyi planlayan Kremlin’i rahatsız etmiştir. Ama Kiev buna direnmektedir. Gümrük Birliği üyeliğine çok sıcak bakmamasına rağmen, Türkiye ve Ukrayna arasında Serbest Ticaret Anlaşması üzerine aktif bir şekilde çalışmalar yürütülmektedir. Türkiye ve Ukrayna’nın bu adımına karşı bazı Rus uzmanları, Türkiye’nin gümrük birliğine dâhil edilmesi gerektiği yönünde açıklamalarda bulunmuşlardır. Rus ekonomi uzmanı Mihail Kazin, Astana’da yaptığı açıklamada, şunları aktarmıştı:

    ‘Dünyanın, Dolar, Euro, Yuan, Latin Amerika doları, Avrasya ve Gümrük Birliği gibi yerel bölgelere bölünmesi seçeneği, gün geçtikçe gerçekçi bir alternatife dönüşmektedir. Eğer kriz devam edecekse, Gümrük Birliği de genişlemeye devam etmelidir. Gümrük Birliğinin daha güçlü hale gelmesi için, Türkiye’nin Gümrük Birliğine katılması gerekmektedir.’

    Ekonomi uzmanın dünyanın yerel bölgelere bölündüğü fikrine katılmak ile birlikte, Türkiye konusundaki açıklamalarının şüphe içerdiğini aktarmak istiyorum. En azından jeopolitik açıdan bakıldığında Türkiye,  kendisinin etkin olduğu bir bölgesel politika izlemektedir.  Dahası, NATO üyesi olan Türkiye’nin, üç katılımcısının Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü üyesi olduğu Gümrük Birliği’ne katılımına şahit olmak ilginç olacaktır. Ayrıca, Moskova ve Ankara arasında, dış politika üzerine yaşanan sürtüşmeleri unutmamak gerekir. Bunlardan biri de, Suriye mevzusudur.

    1 yıl önce Rusya, Azerbaycan’a Gümrük Birliği üyeliği teklif etmiş ve bu teklifine karşılık,  Bakü’den hiç de nazik olmayan bir cevap almıştır. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Azerbaycan ziyareti, bu konuda dişe dokunur herhangi bir adım atılmasını sağlamamıştır. İki ülke arasındaki ilişkiler, Moskova’nın Dağlık Karabağ konusunda izlediği Ermenistan yanlısı dış politika yüzünden istenilen düzeye ulaşamamıştır. Tabi ki Moskova, Rusya’da çalışan çok sayıdaki Azerbaycan vatandaşını koz olarak kullanarak, Azerbaycan’a baskı yapabilir.

    Buna rağmen, Türkiye tarafından bölgede izlenen dış politika, Gümrük Birliğinin kendisi için bir tehdit oluşturmaktadır. Kazakistan’ın Gümrük Birliği üzerine uzun vadeli planları net değildir. Hiç kimse, Nazarbayev sonrası Kazakistan’daki siyasi iktidarın, Türkçe konuşan ülkelerle daha sıkı bir işbirliğine gitmeyeceğinin garantisini veremez. Türkiye, bölgedeki varlığını siyasi ve ekonomik alanda güçlendirmenin yanı sıra, Orta Asya’daki çok sayıda Türk lisesi ve televizyon dizileri aracılığıyla ideolojik propaganda çalışmaları da yürütmektedir.

    Dosım Satpayev

    http://forbes.kz

    Çeviri: Kurtuluş Ali Yalçın

    Kaynak: http://rusyaanaliz.com/turklerin-agabeyi-seni-izliyor/ , www.turkrus.com

    Yorum yapma kapalı.