Tofalar Rusya’nın İrkutsk Bölgesi’nin (Doğu Sibirya)dağlık-tayga alanlarında yaşarlar. Toplam nüfusları yaklaşık 1000 kişidir. Altay Ailesi, Türkçe Grubu’na giren Tofalar dilinde konuşurlar. Önemli bir kısmı geleneksel inanışlarına yani Şamanizm’e sadık kalmaya devam etmektedir. Tofaların(Tafalar) geleneksel göçebe hayat tarzı çok uzun bir süre, 20.yy’ın ikinci yarısına kadar muhafaza edilmiştir. Yaşlılar eski hayatlarını hatırlıyorlar ve büyük bir zevkle hatıralarını araştırmacı etnoğrafyacılar ile paylaşıyorlar. Tofalar göçebelerdi ve hayatları yolda geçerdi. Mevsimlere bağlı göçleri, geyikler için otlakların ve avcılık alanlarının verimliliğine bağlıydı. Bu nedenle de bu halkın hayat tarzı oldukça basit, neredeyse ilk zamanlardaki gibi kalmıştır. Eğer biri ölürse, kütüklerden bir yığın yaparlardı. Bu yığının üzerine cenazeyi yerleştirir, yanında bir binek geyiği, giyecek, yiyecek ve diğer eşyalarla beraber taygada bırakırlardı. Tofların inanışına göre yanına bıraktıkları öteki dünyaya seyahat için gerekliydi. Göçerler buraya bir daha gelmemeye gayret gösterirlerdi. Ne de olsa tayganın ucu bucağı yoktu. Burada yırtıcı hayvanlar da çoktu. Yani cenaze uzun süre yerinde durmazdı. Ölenin akrabaları ise gömü yerine rastlantı eseri döndüklerinde ölünün geyiğe binerek atalarının yanına gittiğini düşünürlerdi.
Tafalarlar uzun zaman doktor nedir bilmezlerdi, onları şamanlar tedavi ederdi. Bu işlerini iyi yaparlardı. Çünki hangi bitkinin hangi hastalığı iyi ettiğini bilirlerdi. Ancak kara çiçek gibi salgınlar karşısından bilge şamanların çabaları etkisiz kalmıştır.
Tafalarlar ne yer ne içerlerdi? Genelde etle beslenirlerdi. Pişmemiş şekilde parçalar keserek yerlerdi, şiş yaparlardı. İşlenmiş veya işlenmemiş ayı yağı değerli bir beslenme kaynağı olarak kabul edilirdi. Tafalarlar sadece nehirde tutulan balığı yerlerdi, gölde tutulan balık onlar için makbul değildi. Çünki durgun göl suyundan dolayı balık yosun kokardı. Suyu da hemen içmez önce mutlaka kaynatırlardı.
Tafalarlar temizliğe çok önem verirlerdi. Yurt’un etrafındaki otlar üzerinde gezildikçe ezilip, etraf çamur olunca yurtu başka, temiz bir yere taşırlardı. Bugün şehir ve köylerde yaşayan modern Tafalar kadınları şikayet edip dururlar: «Evleri temizleyip duruyoruz, ama toz hep kalıyor, biz de o tozu yutuyoruz. Onun için de sık sık hastalanıyoruz, fazla yaşamıyoruz».
Tayga’da yaşayan Toflar sağlıklı olmalarıyla gurur duyarlardı. Çünki çocukları geyik sütü ile beslenirlerdi. Yazın ve son baharda sütü taze taze kışın ise hafif donmuş bir şekilde içerlerdi. Bunun hazırlanış şekli de ilginçtir. Hayvanların iç organlarından büyük torbalar yapar, sütü bunlara doldururlardı. Kışın bu torbalar donardı. Gerekli oldukça bunlardan balta ile bir parça koparır ve donmuş sütü çocuklara verirlerdi. İşte bu nedenle de Tafalar çocukları anjinin ne olduğunu bilmezlerdi.
Tofalarların gelenekleri
Tofların inançlarında merkez konumda şamanizm bulunur. Şaman kıyafetleri genellikle insan iskeletini andıran aplikasyonlarla süslüdür. Bu desenlerde sadece kafatası görülmez, çünki kafatası şamanın başına taktığı başlık sargısında yeralır. Ruhlar tarafından seçilmiş şamanın Tafalar başlığı koyu renk bir kumaştan yapılmıştır ve beyaz renk geyik tüyünden işlenmiş bu kafatası betimlemesi çok net görülür. Kafatası şamanın elbisesine işlenmiş iskeleti tamamlardı. Bu bezemeler büyülü bir kalkan gibidir ve kötü ruhlardan korur. Bu konu da bir yorum daha mevcuttur: Buna göre iskelet ölmüş, şamanın atasını sembolize eder. Çünki eski zamanlarda ölen şamanların başları gövdelerinden ayrılır ve güçlü bir tılsım olarak ayrıca muhafaza edilirdi.
Avcılık ve geyik yetiştiriciliği Tafalarların hayatında çok önemli bir rol oynardı. Avladıkları hayvanlar arasında mus, maral, karaca, ayı, tilki, samur, fındık tavuğu, orman horozu, kayın tavuğu, keklik bulunurdu. Bunun dışında tofların hepsi geyik yetiştirir, onlara özenle bakarlardı. Göç yolları hayvanların kışa ve yakıcı yaza dayanmalarını sağlamak üzere hep otlak olan yerler öncelikli olmak üzere seçilirdi. Ev geyiğinin yerini hiç bir şeyin alamayacağına inanılırdı. Bu nedenle Tafalarlar çocuklarına küçük yaştan itibaren geyik sırtında dolaşmayı öğretirlerdi. Tafalarlar ev hayvanlarının hassas içgüdüsüne uyma geleneğine sıkı sıkı bağlı kalarak dağlık yamaçlara avın peşinden cesaretle dalarlardı. Hayvanlara ağır yükler yükleyerek uzun, karlı geçitlerden aşan yolculuklar yaparlardı.
Dağlık ortam ve sürekli devam eden göç Tafalarların birbirileri ile diyaloğunu sınırlardı, bu nedenle de Tafalarlarda ağaçlara resim yapma geleneği gelişmiştir. Agaç gövdelerine ve dallara kömürle vahşi ve ev hayvanlarını, konutlar, elinde davulu ile şaman betimlemeleri işlerlerdi. Tayga göçerleri başarılı bir ayı avı olsun, yolda verilen bir çay molası olsun kayda değer her olayı kutlarlardı. Bu resimlere damlayan reçine rüzgar ve yağmurdan koruma sağlardı. Tafalarlar taygada göç halindeyken agaçlarda komşulardından böylesi mesajlar ararlardı.
Kaynak: turkish.ruvr.ru










