Şamanizm geleneğine göre dünya toplam olarak üç yani üst (gök), orta (insan dünyası) ve alt (yeraltı) düzeyden (Altay dilinde ‘oroon’) ibaretmiş. Şamanlar, onların bu düzeylerden hangisiyle daha kolay temaslar kurduklarına göre siyah ve beyaz’a ayrılıyormuş. İnsan dünyasında çok peri-ezi yaşıyormuş, onlar doğanın yani dağ, nehir, göl, ağaç v.s. sahibiymişler. Yeraltı dünyada farklı kılığa girebilen binlerce cin yaşıyormuş. Ve sadece şaman onların yüzlerini kavrayabilirmiş.
Şamanın dış görünüşünün onun dünyalar arasında yaptığı yolculukları kolaylaştıran çok özelliği ve unsuru varmış. Tüm gerekenleri o kıyafetinde taşıyormuş: minik oklar onun alt dünyadaki cinlerden korumasına yardım edermiş, güneş ve ay görüntüleri yolunu aydınlatıyormuş, peri yardımcılar muskaları şamana desteğini veriyormuş v.b. Şaman kıyafetine hiç bir unsuru periler onu onaylamadan eklemezmiş.
Şaman için tef (tüngür) çok önemliymiş. Kam onu bizzat yapıyormuş ve onun vasıtasıyla dünyalar arasında yolculuklarını gerçekleştiriyormuş. Şaman öldüğü zaman tef mezarı üstündeki ağaca asılıyormuş. 20. yüzyılın başında Altay’lıların arasında şamanizm, hristiyanlık ve Tibet-Moğol budizmi sentezi olan burhanizm adlı inanç yaygın hale gelmiştir. Yeni inancın muakkipleri yeraltı dünyayı ve onda yaşayan kara cinleri reddetip sadece beyaz perilere ve ana Tanrı olan Ak Burhana’ya tapınırlarmış. Bu yüzden burhanizm’e ‘beyaz’ ya da ‘süt’ inancı adını vermişler, bu şekilde o ‘siyah’ şamanizm’den ve keşiş elbiselerinin rengine göre ‘sarı’ ve ‘kırmızı’ Tibet budizminden farklı tutuluyor. Bu inanç günümüzde de yaygın. Son zamanlarda halk inançlarına ilgi daha artıyor. Zor yaşam durumlarında insanlar yardım için öbür dünya güçlerine ve dünyalar arasındaki arabulucu olan şamanlara daha sık başvurmaya başladılar.
Kaynak:turkish.ruvr.ru










