Astana Yunus Emre Türk Kültür Merkezi tarafından “İslam Öncesi Dönemde Türk İnanışları” konulu iki etkinlik düzenlendi. 21-23 Kasım 2011 tarihlerini kapsayan ve ilki konferans şeklinde, ikincisi ise seminer şeklinde gerçekleştirilen etkinliklere L. Gumilev Avrasya Ulusal Üniversitesi öğretim üyeleri ile yüksek lisans ve doktora öğrencileri katıldı. Türk Akademisinde gerçekleştirilen etkinliklere konuşmacı olarak katılan Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu, seminerdeki konuşmasına üniversiteye adını veren Gumilev’in “Kendi tarihini ve kimliğini bilmeyen, bunun şuurunda olmayan hiçbir kültürün anlamı yoktur.” ifadelerini kullandı..
Çobanoğlu: Sözlü edebiyat hak ettiği ilgiyi görmüyor…
“Kişinin ruhunu edebiyat dediğimiz tür şekillendirir.” diyen Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu konuşmasına şöyle devam etti: Edebiyat da bir kültürel araçtır. İnsan düşüncelerini, biriktirdiği deneyimleri yazının olmadığı o uzun süreçte diğer insanlara nasıl aktardı? Yazıdan önce hafıza vardı. Hafıza şiirle daha işlevsel oldu. Sonra şiire ritim eklendi. Tabiatla mücadelenin güçlü izlerini mitolojide de bolca görürüz. Sözlüklerdeki kelimeler de bu mücadelenin izlerini taşır. Edebiyatsözle başlamıştır. Ancak ben sözlü edebiyatın hak ettiği ilgiyi görmediğini düşünüyorum.” “Bizim adlarımız farklı ama soyadlarımız aynıdır.” diyen Çobanoğlu, “Bizim adımız Oğuz, soyadımız Türk’tür. Biz Oğuz Türk’üyüz. Sizin de adınız Kazak ama soyadınız Türk’tür.” şeklinde konuştu. Altay’da birlikte yaşadığımız dönemlerde türeyiş motifi olarak Bozkurt’un görüldüğünü belirten Çobanoğlu, araştırmalarında eski Türk destanlarında kurttan daha eski bir motifin olduğunu, onun da “kayın ağacı” olduğunu kaydetti.
Çobanoğlu:“Yesevi’yi, Dede Korkut’u, Bilge Kağan’ı, Kaşgarlı Mahmut’u bilmeyen kişiler Türkolog olamaz”
Sözlerine kadın medeniyeti olarak bilinen Amazonların da Türk kökenli bir medeniyet olduğunu belirterek devam eden Çobanoğlu, iddiasına ilişkin şu bilgiyi verdi: “Kırım Kuban bölgesinde tarihçi Heredot’tan beri “Amazon Mezarları” olarak bilinen mezarlardan alınan DNA örneğinin, Batı Moğolistan’da Bayan Ölgey bölgesinde yaşayan Meryem Bayramgül’ün DNA’sıyla birebir örtüştüğü tespit edilmiştir. Aynı şekilde Tıva Türklerinin DNA’sı ile Kuzey Amerika’daki Kızılderililerin DNA’sının aynı olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmalar genetik araştırmalarla, sosyal bilimleri birleştiren araştırmalardır. Bu yüzyılda bu tür araştırma eğilimi daha da güçlenecek gibi görünmektedir. Daha sonra Orhun Kitabeleri’nin önemine değinen Çobanoğlu, o dönemin Gök Tanrı inancına açıklık getirdi ve şaman kavramını tahlil etti. Orhun Kitabeleri’nde “kam” sözü olmadığını, bu durumun bize kağan ve kam arasında bir hâkimiyet sorunu olduğuna işaret ettiğini bildiren Çobanoğlu, Tıva’da kayıt altına aldığı bir şaman ayinini, izleyenlerle paylaştı. Seminer sonunda öğretim üyelerinden ve öğrencilerden gelen soruları cevaplayan Çobanoğlu’na, katkılarından dolayı Uluslararası İlişkiler Fakültesi Dekanı Doç. Dr. Bağbek Somjürek tarafından bir teşekkür belgesi verildi.
Kaynak: http://mehmetozbal.com/?news=eski-turk-inanislari-semineri-astana-yetkm%E2%80%99de-yapildi









