UkrTürk sitesinde yayınlanan, Kıpçak kavimlerinin Ukrayna’daki izlerini yer adları ile süren bir makale ilgimizi çekti ve biz de okuyucularımızla paylaşmak istedik. Canbek Astemir imzası ile ukrturk.net’te yayınlanan makale şöyle;
“Kıpçaklar, Ukrayna ve Toponomi”
Ukrayna’nın muhtelif kentlerine karayolu ile gerçekleştirdiğiniz seyahatleriniz esnasında yol kenarlarında yerleşim birimlerini gösteren tabelaları okuduğunuzda bazen zihninizde Türkçe’ye çağrışımlar belirir. Bunlar tamamen tesadüften ibaret midir yoksa var mıdır bir esbab-ı mucibesi? Coğrafi isimlerin kökenleri üzerinde yoğunlaşan bilim dalına toponomi deniliyor ve bu ilim tarihçiler tarafından bölgenin tarihine dair malumat verebilecek olabilmesinden ötürü ciddiye alınıyor. Yalnız burada bir noktaya ayriyeten dikkat edilmesi gerekiyor. Mekân isimleri eğilip bükülmeye açıktır ve bir kelimenin kökeni üzerine amaca uygun olarak farklı teoriler üretilmesi her zaman muhtemeldir. Ayrıca yer ismi farklı dillerde farklı manalarla da kullanılabilmektedir. Aynen Çarlık Rusya’sında İstanbul’un çarın şehri manasına gelen Tsargrad seklinde tesmiye edilmesi gibi. Bu gibi sebeplerden dolayı toponomi bilimi siyasi manada çarpıtmalara açık hale gelebilmekte ve tartışmalı bir hal alabilmektedir.
Toponomiden sağlam veriler çıkartabilmek için derinlikli araştırma şart.
Özellikle gezginlerin ve kilise, medrese gibi kurumların tuttukları kayıtlar önemli. Bir de bölgede aynı gruptan kelimelere rastlanması tesadüflerin yüzdesini aşağıya çekebiliyor. Ben de toponomi üzerindeki bu eleştirilerin göz önüne bulundurulması düsturuyla günümüz Ukrayna’sında Türkçe isimlerin izini sürmeye çalışacağım. Ancak öncesinde biraz malumatfuruşluk yapalım.
Ukrayna’da Türkçe kökenli yer isimlerine rastlanmasının en önemli sebebi nedir? Kırım Hanlığının bölgeyi kontrol altında tutmayı amaçlayan siyaseti etrafında dönen ilişkiler yumağı mıdır yoksa Osmanlı İmparatorluğunun bazen de direkt olarak bölgede hâkimiyet mücadelesine girişirken bıraktığı etki midir? Elbette her iki siyasi gücün tesiri vardır lâkin bunların öncesinde başka bir yapılanma, başka bir bozkır gücü vardır: Kıpçaklar.
Orta Asya steplerinden batıya doğru daha sekizinci dokuzuncu asırlarda başlayan büyük göçler neticesinde bugünkü Ukrayna topraklarının tamamını içine alan bölge bu göçebe kavimlerin istilasına uğradı. Rusların Polovets, Avrupalıların Kuman olarak adlandırdığı bu Türk kökenli pastoral kavimler asırlarca bu topraklarda yerel kabilelerle bazen hâkimiyet mücadelesine girişerek bazen alışverişlerle varlıklarını idame ettirerek ortak bir yaşam alanı oluşturdular. Nihayetinde Kıpçaklar zamanla göçebe olmalarının getirdiği gevşek yapılanmanın etkisi ile yerel kabileler arasında eridiler, asimile oldular.
Fakat yakın çağlara kadar devam eden bu uzun zaman zarfında bu geniş kitleler bölgede etki de bıraktılar. Özellikle yerel halk ile temasları neticesinde birçok günlük yaşam öğesini paylaştılar. Bu paylaşım esasen kendisini halk kültürü motiflerinde gösterdi. Biz bu kültürel öğelerin parçalarından olan isimlendirme mevzusuna dönelim.
Fazla merkezden uzaklaşmadan Kiev’in etrafındaki yerleşim birimlerinden Çabani köyü, Vişneve, Boyarka kasabaları, merkezdeki Meydan[köken itibariyle Farsça ama etkileşim Türkçe üzerinden], Sagaydaçni caddesi gibi yerler bu etkileşimi sembolize eder. Açıklama getirmeyi uygun gördüğümüz Sagaydaçni (Petro Kunaşeviç), Kazakların en ünlü kumandanlarından biridir. Hotin’de Osmanlı kuvvetlerine karşı inanılmaz mücadele ile Osmanlı’yı püskürtüp başarısızlığa uğratan büyük bir askeri kumandan ve ötesinde önemli bir devlet adamıdır. Tarihin cilvesidir ki bu büyük kumandan Kazak Atamanı Sagaydaçni’nin ünvanını belirtirken kullandığımız 3 kelimenin hepsi de Türkçedir. (Kazak, Ataman, Sagaydak). Günümüzde Kiev/Podol’da heykeli bulunan Sagaydaçni ismini Sagaydak veya Sagadak’tan alır. Kelime silah olan yay manasında hala Anadolu’da kullanılmaktadır.
Bu Kıpçak etkisi hususen küçük yerleşim birimlerinde daha fazla kendine yer bulmuş iken büyük şehirlerde de kendisini gösterebilmektedir. Mesela Kiev’in güneyindeki Kremençuk kelimesi de Türkçedir. (kermen=kale, cik=küçültme eki; kermencik: küçük kale) Doğunun en önemli kentlerinden Harkov un kökeninin Türkçe olduğu ilim camiasındaki en geçerli yaklaşımdır. Harkov kelimesi Harakoba kelimesinin Slav dillerindeki formudur. Burada baştaki Hara Türkçedeki kara, kıta, kurumuş manasına gelir. Toplamda da kurumuş, artık kara parçası olmuş nehir gibi bir mana verir.
Bunun yanında Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra Dnipropetrovsk’un isminin Ukrayna milliyetçisi bir grubun Siçeslav; Çarlık geçmişini temsil etmesini isteyen başka bir grubun Yekaterinoslav olarak isimlendirilmesini istemesi tartışmalarında çıkmaz sokağa girildiğinde yerel bir gazeteci latife ederek biz en iyisi, en eski ve orijinal ismini, Türkçesini kullanalım şehrin ismini Koydak koyalım demişti.
Koydak (koy: koyun; dak: dağ koydak: koyun dağı) günümüz Dnipropetrovsk’unun dış mahallerinde hala kullanılıyor. Bu örneklerin çoğaltılması mümkündür. Hele Kırım yarımadası başlı başına apayrı bir bahis konusudur.
Görüldüğü üzere Kıpçakların isimlendirme yaparken kendi göçebe dünyalarının algıları etrafında dolandıkları apaçık meydandadır. Verilen isimler genellikle hayvancılık, tarım gibi göçebe hayatın asıl elementlerini yansıtıyor. Günümüz modern yerleşim birimleri ile göçebe unsurların yaşam alanları elbette karşılaştırılamaz ama geçmişe hürmeten yine de birçoğunun isimleri muhafaza edilmekte.
İşte bu örneklerin kaynağı Türk ve Ukrain halkları arasında derin kültürel ilişkiler var şeklinde duyulan ama gerisi getirilemeyen yakınlığın meydana geldiği bölgeden gelir: Deşt-i Kıpçak. Yüzyıllar boyu bu geniş coğrafyada halklar, kabileler arasında mücadeleler elbette oldu ama savaş dönemlerinden çok daha fazla Ukrain ve Türk halkları barış içinde yaşaya geldiler ve birbirlerini etkilediler.
Bu ilişkilerin ortaya çıkartılması konusunda Ukrain bilim adamları çok yol kat etmiştir ve bu konuda Türk meslektaşlarının fersah fersah önündedir. Ukrain tarihçilerin bu iki halkın yakınlığının muazzamlığını gördüğünde konuya ciddi emek harcadıklarını ve külliyatlı çalışmalar ortaya koyduklarını görüyoruz.
Bu önemli isimlerden Ahatangel Kırımsky’nin dediği gibi iki halk arasındaki ilişkiler cennet bahçesindeki gibi değil belki ama hiç yabana atılır cinsten de değil. Bu cümleden olarak bu ilim adamları ve çalışmalarına göz atalım önümüzdeki yazıda.
Canbek Astemir, ODTÜ’de beşeri bilimler alanında eğitim gördükten sonra İngiltere’de Ukrayna ve Kırım Tatarları üzerine akademik çalışmalarda bulunmuştur. Ukrayna’nın tamamını gezerek, incelemelerde bulunan yazar Türk vatandaşları için Ukrayna’da bir gezi rehberi hazırlama çalışmalarına devam etmektedir.
Kaynak: UkrTürk.net









