• İçerik Kategorilerimiz

  • Anket

    Kazakistan'da "renkli devrim" olma ihtimali var mı?

    Yükleniyor ... Yükleniyor ...
  • ankara web tasarim

    Moğolistan’da Türk İzi Arıyorlar

    3 Ağustos 2010
    Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Kafkasya- Orta Asya Arkeoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Semih Güneri başkanlığındaki 20 kişilik ekip, Altay Dağları’nın 3 bin metre yüksekliğinde sıfırın altında sıcaklıkta Türkler’e ait izleri arıyor.
    ‘Orta Asya’da Türk Kültürünün Arkeolojik Kaynakları’ (OTAK) adlı projenin tamamlanan ilk

    15 günlük çalışması sonucunda Türk siyasi tarihi açısından çok önemli olan yazıtlar ve 100 kadar Türk dönemi kurganı (Orta Asya’da eski Türk mezarlarına verilen ad, höyük) bulundu.Ağustos ayında yayımlanması beklenen yazıtların Avrasya göçebe kültürü ile ilgili bilgileri tersine çevireceği ileri sürüldü.
    Altay Dağları’nda 3 bin metre yükseklikte, yaz olmasına rağmen sıcaklığın sıfırın altında olduğu bölgede DEÜ Arkeoloji Bölümü Kafkasya- Orta Asya Akreoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç. Dr. Semih Güneri başkanlığında, Moğolistan Ulusal Üniversitesi’nden 20 kişilik ekip tarafından yürütülen ‘Orta Asya’da Türk Kültürünün Arkeolojik Kaynakları (OTAK) Projesi’nin bu yılki bölümü bütün hızıyla sürüyor. Yükseklik nedeniyle iletişim kurulamayan ekibin erzak almak için en yakın kasabaya indiğinde Türkiye’ye ulaştırdığı ilk bilgilerin Türkler’in Orta Asya’daki tarihi ve Avrasya göçebe kültürü ile ilgili bugüne kadar bilinenleri tersine çevirecek nitelikte olduğu ileri sürüldü.
    KAYITLI OLMAYAN 200 YENİ KURGAN
    Altay Dağları ve Batı Moğolistan’da yapılan çalışmalar sırasında henüz kayıtlara geçmemiş, kaya üzerine oyulmuş yeni yazıtlar, Türk dönemine ait yüz kadar kurgan, taş steller, binlerce kaya resmi ve Çin alfabesi ile yazılmış iki anıtsal yazıtın bulunduğunu dile getiren Doç. Dr. Semih Güneri, ilk okunuşları sonucunda yazıtların eski Türk kültür ve siyasi tarihine önemli ışık tutacağını söyledi. Doç. Dr. Güneri, “Altay Dağları’nda, Rusya sınırına yakın vadilerde İlk 15 günde keşfedilen Türk dönemine ait kurganlar en az yazıtlar kadar önemlidir. Çünkü bu kurganlar kayıtlarda yoktur” dedi. OTAK Projesi kapsamında 2009 yılında yapılan çalışmalarla bu yıl yapılan çalışmaların birleştirildiğinde ortaya eski Türkler’e ait 200′e yakın kurgan çıktığını belirten Doç. Dr. Güneri, “Kurganlar Avrasya Türk Arkeolojik Tarihi’nin öğrenilmesi bakımından önem taşımaktadır. Çünkü bu güne kadar Altay Dağları’nda hiçbir Türk kurganı kazılmadı. Rus arkeologların 1995-2000 yılları arasında Rusya Altayı’nda yaptıkları bazı küçük denemeler sonuçsuz kaldı. O nedenle bu kurganların içlerinde nelerin bulunduğunu bilmemiz bu gün söz konusu değil. Başta yeni yazılı belgeler olmak üzere pek çok arkeolojik malzeme kurganlarda bizleri bekliyor. Eski Türkler’in ölü gömme geleneklerini, anatomik yapıları ve sanat anlayışları hakkında detaylı bilgileri ancak o kurganları kazarak öğrenebilmemiz mümkün” diye konuştu.
    BİLGE KAĞAN HAZİNESİ KADAR DEĞERLİ
    Son 2 yıldır sürdürülen çalışmalarda elde edilen bulguların bölgedeki Türk varlığını kanıtlayan binlerce arkeolojik belgenin gün ışığına çıkartılmayı beklediğinin habercisi olduğunu söyleyen Doç. Dr. Güneri, şunları söyledi:
    “Türkler’in anayurdu olan Moğolistan Altayları’ndaki henüz ortaya çıkarılmamış arkeolojik belgeler, Avrasya Türk tarihinin birkaç kez yeniden yazılmasını gerektirecek çokluktadır ve niteliktedir. Keşfettiğimiz kurganlarda muhtemelen sayısız yazıt ve en az Bilge Kağan Hazinesi kadar değerli sanat eserleri bizleri bekliyor. Türk kurganlarının bu güne kadar yabancı meslektaşlarımızca kazılmak istenmemesinin bir nedeni de budur. Çünkü Türk kurganlarında bulunacak her şey, Batılılarca yazılan ve hala ilavelerle genişletilen Avrasya göçebe kültürler tarihini her an tersine çevirebilir. Çünkü Altaylar da Türkler’den başka bir etnik kültür yok. Orada bulunacak bütün buluntular tamamen Türk eseri olacaktır. Türk kurganları kazılacaktır ve onların içinde keşfedilecek bulgular herkesi şaşırtacaktır. Binlerce kaya resmini taşlara kazıyan, yüzlerce kurgan yapan, Orta Avrasya tarihine adını yazdıran Türk İmparatorluğu’nun bölgedeki muazzam yayılımı ve hƒkimiyetinin yansıması, Orhun Vadisi’ndeki birkaç yazılı taş ve bir avuç değerli süs eşyasından ibaret olamaz.”
    ÖDENEK LAZIM
    Proje üzerinde 2001 yılından bu yana çalıştıklarını dile getiren Doç. Dr. Güneri, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her yıl antik kent kazılarına yüz bin dolarlarla ifade edilen paralar tahsis ederken Türk dünyası ile ilgili projelere ilgisiz kaldığını belirtti. OTAK Projesi’nin kısıtlı bütçe ile Avrasya- Türk Arkeolojisi ekolünü kurma çabası içerisinde olduğunu anlatan Doç. Dr. Güneri, projenin 2011 yılından sonra da sürdürüleceğini söyleyerek, “Eğer proje Türkiye’deki sıradan bir kazının bütçesi kadar bir desteğe sahip olursa, ekibe Türkiye’den de uzman katılabilecek, özellikle de Türk ekibinin can ve iş güvenliği sağlanmış olarak çalışmalar sürdürülebilecektir. Dolayısıyla keşifler hızlanacak, yayınlar bir biri ardına gelecektir” diye konuştu.

    Kaynak:haberler.com

    Yorum yapma kapalı.