Kazakistan’da ünlenen Ömirzakova, Kazakistan’da Kazak anne örneği olarak belleklere kazınmış bir isim. Air Astana’nın Türkiye Müdürü Karlygash Omurbayeva, 2006 yılında sonsuzluğa uğurladığımız, kendi hayatı da film gibi olan bu ünlü anneyi filmleriyle beraber biz Türk okurlarına tanıtmak için duygu yüklü bir yazı kaleme aldı.
“Yaşasaydı, bu sene Amina Hanım 95 yaşına basacaktı…
Kazakistan Cumhuriyeti’nin halk sanatçısı, ödüllü tiyatro ve sinema oyuncusu Amina Ömirzakova 1919 yılında dünyaya geldi. Babası o doğduktan kısa bir süre sonra vefat edince, 12 kardeşi ile birlikte hayata tutunmaya çalışmış ve en büyük ağabeyleri bütün kardeşlere babalık yapmağa başlamıştır. Oldukça zor geçen çocukluk dönemine o yıllar Sovyetler Birliği’nde yaşanan hem açlık, hem de göç yılları rast gelmiştir. Amina Hanım’ın çocukluğu ve okul yılları çok hareketli geçti. Özellikle okulda her çeşit aktiviteye katılmaya çalışıyordu.
Tiyatro macerası da bu şekilde başladı. 15 yaşına girdiği sene Leningrad Tiyatroculuk Okulu’ndan Kazakistan’a yetenekli gençler aramaya gelen eğitmen grubunun haberini alır almaz arkadaşı ile başvuru yapıp sınav için Leningrad’a yola çıkarlar. Birkaç kelime dışında Rusça bilmemesi ve ilk kez tek başına ve tanımadığı bir yere gidiyor olması da onu durduramaz. Sınavda ona verilen rolü başarıyla yerine getirince, yaşının küçük olmasına bakmaksızın okula kabul edilir ve 4 sene sonra buradan mezun olur. 1938’de mezuniyetinden sonra Kazakistan’ın Şımkent şehrindeki Drama Tiyatrosu’na tayini çıkar ve orada Shakespeare’in ‘Aşk ve İntikam’ oyunundaki Luisa rolüyle sahnelere adım atar. 1940 yılında 2.Dünya Savaşı başladıktan sonra 1940’da tiyatrodan ayrılır ve eşini savaşa uğurladıktan sonra Almatı’ya taşınarak Kazakfilm stüdyolarında videomontaj elamanı olarak yeniden işe başlar. Sinema ile ilk tanışması da burada gerçekleşir. Savaşın son yılında ‘Abay’ın Şarkısı’ adlı film çekimi çalışmaları devam ederken montajcı olarak çalışan Amina, yönetmen Georgiy Roşal’ın dikkatini çeker ve provalara davet edilir ve hiç beklemediği anda Abay’ın annesi rolünde Amina’ya başrol teklif edilir.
Film çekimi bitince Amina eski işine geri döner ve birkaç ay sonra Almatı’da açılan TUZ (Teatr Yunyx Zritelei – Genç Seyirci Tiyatrosu) tiyatrosuna eşinin desteği ile oyuncu olarak başlar ve emekliliğine kadar aynı tiyatroya sadık kalır. Bu tiyatroda 100’ün üzerinde oyunda rol alan Amina, birçok filminde Kazakça seslendirmesinde rol aldı.
Tiyatroda çalışırken Amina Hanım sinemadan da kopmadı. 1945 ve 1963 yılları arasında ‘Jambıl’, ‘Kız-oğlan’, ‘Kanatlı hediye’, ‘Aynı semtte’ gibi birçok filmde yer aldı. Sinemaya verdiği emeklerinden dolayı 1958 yılında Kazak Sovyet Cumhuriyeti Onur Sanatçısı ünvanına sahip oldu. Film yapımcısı Karpov’un ‘Anne hakkında hikaye’ filmindeki başrol oyunuyla 1964 yılında Birinci Sovyet Cumhuriyetleri Leningrad Sinema Festivali’nde En İyi Kadın Rolü Ödülüne sahip oldu. 1965 yılında ise sinema sanatına katkılarından dolayı Kazak Sovyet Cumhuriyeti Halk Sanatçısı ödülüne layık görüldü. ‘Anne Hakkında Hikaye’ filminin temelindeki kahraman – anne; 17 yaşındaki biricik oğlunu savaşa göndermiş ve ondan haber bekleyen cesur ve güçlü bir anne. Okuma yazması olmamasına rağmen ek iş olarak oğlundan bir mektup gelir umudu ile postanede çalışmaktadır. Her gün gelen ölüm haberlerini evlere dağıtmakta, bunun ağır yükü altında kıvransa da umutla oğlundan haber beklemeye ve gelen kara haberlerı dağıtmaya devam etmektedir. Filmde annenin özel bir ismi yok, adı üstünde, anne, herkes ona anne diye hitap ediyor. Anne, dünyadaki en güzel isim. Amina Hanım da anneyi bütün samimiyeti ve içtenliği ile oynuyor… Onun sayesinde bu film bir kişinin trajik öyküsünün çok ötesine taşınıyor.
‘Annem çok geniş yelpaze oyuncusu idi’ diyor oyuncunun film yapımcısı olan oğlu Talas. Küçük çocuktan gençlere veya yaşlılara kadar her yaştaki rollere çok kolay adapte olabilirdi’. Oyuncunun kendisi de ‘Önemli olan ruhumun genç olması, ben 100 yaşındaki kadını bile oynayabilirim’ derdi. 1968 yılında Şaken Aimanov’un ‘Takkeli Melek’ filmi vizyona girmiştir. Genç yaşına rağmen oynadığı, orta yaştaki oğlunu evlendirmeye hevesli ve bütün film boyunca oğluna gelin arayan bir anne rolü hayatının rollerinden birisidir. Bu film Amina Hanım’ı ülkenin en iyi sanatçıları arasına taşıdı ve bütün Sovyetler Birliği’nde tanınmasına da vesile oldu. Amina Hanım sinema kariyerinde birçok filme imza atmasına rağmen özellikle oynadığı anne rolleriyle ünlenmiştir. Kazak anne örneği olmuştur. Anne rolleri Amina Hanım’ın oynadığı en güzel roller olmuştur.
1968 ve 1996 yılları arasında oyuncu 10’un üzerinde filmde başrol oynamıştır. Bunlardan en tanınmışları Şamşiyev’in ‘Issık Göl’ün pembe gelincikleri’, Nitoçkin’in ‘En güzel gemiler’, Pursurmanov ve Çugunov’un ‘Düşman, 9.oğlundan kork’ gibi filmlerdir. 1991’de Çatayev’in ‘Roza anne’ filmindeki rolüyle ‘Sozvezdiye’ Film Festivali’nde En İyi Yaşlı Rol ödülünü almıştır. 1996 yılından sonra sinema sektöründe çalışmadı; fakat aktif olarak sosyal hayatını sürdürdü; farklı televizyon, basın yayın projelerinde yer aldı. 1999 yılında ‘Vatan’ madalyasına layık görüldü, 2001 yılında ise ‘Tarlan’ (Bağımsız Ulusal Ödül) ödülünü kazandı.
Eşini 45 yaşında kaybeden Amina Hanım bir daha evlenmemiştir. Hayatının sonuna doğru birçok amansız hastalıkla boğuşmasına rağmen her zaman dim dik ayakta kalmayı başarmış; yaşama sevinci ve güleryüzlülüğünü ise ömrü boyunca hiç kaybetmemiştir. 2006 yılı Eylül’ünde hayata veda ettiğinde bile hayat dolu idi.
Air Astana, Mart ayında aldığı Embraer 190 uçağına bu efsane Kazak sanatçının ismini vererek, oyuncunun ismini ölümsüzleştirmiştir. Kazak Halk Sanatçısı Amina Ömirzakova’nın hatırası ve sanatı daha nice yıllar yeni nesillere Air Astana aracılığı ile aktarılmaya devam edecek…”
Hazırlayan: Karlygash Omurbayeva
Karlygash.Omurbayeva@airastana.com












SAYIN Omurbayeva’ dan devamını bekliyoruz.